Ne Olacak Bu Halimiz?
Merhaba, ben Ayşe Sezen, siz de bana Ayşe Hoca diyebilirsiniz. 15 seneden fazla süredir sahada öğrencilerle çalışıyorum.
Yazıma hoş geldiniz, keyifli okumalar.
Bu günkü yazımda öğrencilerimin arasında çok karşılaştığım, bence gerçekten yolumuzu karartan bir konudan bahsetmek istedim.
Kelime dağarcığının yetersizliği...
Durun, durun, çok klişe bulmuş olabilirsiniz ama okudukça aslında öyle olmadığını göreceksiniz. Gerçi ekran kaydırmaktan, artık uzun yazı okuyamayacak kadar sabırsız hâle geldiğinizi biliyorum ama lütfen dişinizi biraz sıkın ve devam edin.
Neticede çoğunuz, çocukların kitap okumadığından yakınıyorsunuz; bu bile, sabredip yazıyı okumanız için geçerli bir sebep.
Neyse efendim, ne diyorduk?
Heh, evet, çocukların kelime dağarcığı çok yetersiz diyorduk.
Geçenlerde bir öğrencime “ŞEY” sözcüğünü kullanmayı yasakladım. Çünkü derdini anlatacak kadar Türkçe konuşamıyordu ve sürekli “ŞEY” ile idare ediyordu. İşe de yaradı bu arada, şimdi daha net konuşuyor.
Bir diğeri ile İngilizce çalışırken bazı kelimelerin Türkçe karşılığı olan sözcüklerin anlamını bilmiyordu. Ona da yaşına uygun, çeviri olmayan “romanlar” okuma ödevi verdim.
“Ne olacak bu çocukların hâli?” demeden önce kendimize bakmayı öneririm.
Toplam 50 kelime ile konuşan, tek sayfa okumayan, ev işlerine ya da çalışma hayatına dalmış ebeveynler olarak önce kendimize sorsak:
— Ne olacak bizim bu hâlimiz?
Sonra da şöyle bir silkelenip yaşantımızı değiştirsek...
Bakın o zaman çocuklar da ayana ayana nasıl değişiyor ve gelişiyor...




Bir öğretmen ve erken çocukluk dönemi annesi olarak sık sık düşündüğüm bir konuydu hocam. Ellerinize sağlık.
Kendimce naçizane gördüğüm çoğu soruna bulduğum çözüm, hem çocuğum hem öğrencilerim için, sıkıntılı gördüğüm davranışı önce kendimde düzeltip doğrusunu sergilemek ve onlara söylemek yerine yaparak örnek olmak. Mesela okulda nöbet günümde koridorda kitap okuyarak gezmek ya da evde çocuğum kendisi bir oyun kurup oynarken çamaşır katlamak yerine yanına oturup sessizce kitap okumak.