Çocuğum Kitap Okumak İstemiyor: Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır
Güncelleme tarihi: 8 Eki
“Hocam, bizim çocuk hiç kitap okumuyor.”
Velilerin sık dile getirdiği şikâyetlerden biri bu.
Ardından genellikle şu cümleler geliyor:
“Her türlü kitabı aldık.”
“Telefonu bıraksa okuyacak.”
“Ben söylüyorum ama dinlemiyor.”
Peki, çocuk gerçekten kitap okumak istemiyor mu? Yoksa okumayla ilgili bizim henüz fark etmediğimiz başka bir güçlüğü mü var?
Bence önce bunu konuşmalıyız.
Kitap okumamak her çocukta aynı anlama gelmez
Bir çocuk kitap okumuyorsa bunun tek bir nedeni olduğunu düşünmek kolayımıza geliyor.
Oysa bazı çocuklar okumaktan sıkılıyor. Bazıları okuduğunu anlamakta zorlanıyor. Bazıları yaşına uygun görünen bir kitabın dilini ağır buluyor. Bazıları da kitap okumayı sürekli yerine getirmesi gereken bir görev olarak görüyor.
Bir de okumayı seven ama kendisine sunulan kitapları sevmeyen çocuklar var.
Dolayısıyla “Çocuğuma nasıl kitap okutabilirim?” sorusundan önce “Çocuğum neden okumuyor?” sorusunu sormak gerekiyor.
Çünkü nedenini anlamadığımız bir davranışı değiştirmek kolay değil.
Kitap okumak neden ödeve dönüşüyor?
“Her gün 20 sayfa okuyacaksın.”
“Kitabın bitmeden telefon yok.”
“Bugün kaç sayfa okudun?”
Bu cümleler pek çok evde tanıdık.
Elbette bir alışkanlığın oluşması için düzenlilik gerekiyor. Fakat kitap okumak yalnızca tamamlanması gereken bir sayfa sayısına dönüştüğünde, çocuğun kitapla kurduğu ilişki de değişebiliyor.
Okumak, merak ettiği bir dünyaya girmek yerine bitirmesi gereken bir işe dönüşüyor.
Üstelik sayfa sayısı bize her şeyi anlatmıyor.
Bir çocuk yirmi sayfa okuyup hiçbir şey anlamamış olabilir. Başka bir çocuk beş sayfa okuyup uzun uzun düşünmüş, merak etmiş, sorular sormuş olabilir.
Hangisi daha değerli?
Bence burada yalnızca miktara bakmak yeterli değil.
“Okudum” demek, “anladım” demek mi?
Okuma alışkanlığından söz ederken çoğu zaman kitap sayısını konuşuyoruz. Oysa okuduğunu anlamak da en az okumak kadar önemli.
Bir öğrenci metindeki kelimeleri seslendirebilir ama cümleler arasındaki ilişkiyi kurmakta zorlanabilir.
Bilmediği kelimelerle karşılaştığında durabilir. Uzun bir paragrafın başında okuduğunu sonuna geldiğinde unutabilir. Metindeki bir düşünceyi kendi cümleleriyle anlatamayabilir.
Böyle bir çocuk için kitap okumak düşündüğümüzden daha yorucu olabilir.
Bu durumda yalnızca “Daha çok oku” demek sorunu çözmeyebilir.
Önce nerede zorlandığını anlamak gerekir.
Peki, evde ne yapabiliriz?
Öncelikle çocuğun kitap seçimine gerçekten katılmasına izin verebiliriz.
Bizim çok değerli bulduğumuz bir kitap, onun ilgisini çekmeyebilir. Bu, kitap okumayı sevmediği anlamına gelmez.
İkinci olarak, okumayı yalnızca denetlenen bir etkinlik olmaktan çıkarabiliriz.
Her okuma deneyiminin sonunda özet istemek, sorular sormak veya kaç sayfa okuduğunu kontrol etmek zorunda değiliz.
Bazen yalnızca “Kitapta ilginç bir şey oldu mu?” diye sormak yeterli olabilir.
Üçüncü olarak, çocuğun zorlandığı noktaları fark etmeye çalışabiliriz.
Okumaya başlamıyor mu? Başladığı kitabı bitiremiyor mu? Okuyor ama anlatamıyor mu? Yoksa yalnızca belirli türdeki kitaplara mı ilgi duyuyor?
Bunlar aynı sorun değil. Dolayısıyla çözümleri de aynı olmayacak.
Ve elbette evde kitapla kurulan ilişki önemli.
Kitapların yalnızca çocukların yapması gereken bir görev olarak görüldüğü bir evle, yetişkinlerin de zaman zaman okuyup okuduklarından söz ettiği bir ev aynı değil.
Ancak burada da kusursuz bir aile tablosu çizmeye gerek yok. Önemli olan kitapların evin doğal hayatında kendine yer bulabilmesi.
Kitap okumayı sevdirmek zorunda mıyız?
Her çocuğun aynı tür kitapları sevmesini, aynı hızda okumasını veya okumaktan aynı ölçüde keyif almasını bekleyemeyiz.
Ama okuma becerisinin gelişmesini önemsemeliyiz.
Çünkü okuduğunu anlamak yalnızca Türkçe dersinde gerekli değil.
Matematikte bir problemin ne istediğini anlamak, fen bilimlerinde bir açıklamayı yorumlamak, sosyal bilimlerde neden-sonuç ilişkisi kurmak da okumayla yakından ilişkili.
Bu nedenle mesele yalnızca çocuğun kaç kitap bitirdiği değil, okuduklarıyla ne yapabildiği.
Son bir şey
Çocuğunuz kitap okumak istemiyorsa ona yeni bir kitap almadan, yeni bir okuma çizelgesi hazırlamadan veya günlük sayfa hedefini artırmadan önce bir süre gözlem yapın.
Nerede sıkılıyor?
Hangi metinleri daha rahat okuyor?
Neyi anlamadığında okumayı bırakıyor?
Hangi konularda kendiliğinden bir şeyler okumaya istekli?
Belki de çözüm, daha fazla kitap almakta değil; çocuğun kitapla ilişkisinin nerede zorlaştığını anlamaktadır.
Çünkü bir çocuğa kitap okutmakla, onun okumayla sağlıklı bir ilişki kurmasına yardımcı olmak aynı şey değildir.




Yorumlar